4 Eylül 2015 Cuma
Bir Yanarlı Bir Dönerli Deneme
Havaalanı -itiraf ediyorum havaalanı yazma özürlü olduğum için çoğunlukla havalimanı yazıyorum, ayrıca havalimanı kelimesinin bu nedenle uydurulduğuna kalben inanıyorum-yolculukları öncesinde muhakkak bir gerginlik bir şaşkınlık yaşıyorum. Bunun öncelikli nedeni dayanaksız yükseklik korkum... (...Aç parantez... Bu başlı başına bir yazı konusu olabilir. ...Şimdi kapama, az daha açık kal parantez... Çünkü uçakta korkmayabilen ben, açık AVMlerde, Ayasofya gibi yüksek yapıların tavanına bakarken vs dehşete düşebiliyorum. Ki yüksekten de açıkça korkuyorum, kıvırmayayım şimdi...Şlaps parantez...) Ama asıl nedeni bir otogar insanı olmam. Yumurta kokan, çorap kokan, yeri geldi mi kokutan, çocukluğunda annesi tarafından uzun yolda kola kutusuna işetilen ve bunun utancını hala üzerinden atamamış olan... Cümlenin ucunu kaçırdım, yakalamakla uğraşmayacağım... Otogar ve otobüs insanlarını kendime yakın buluyorum. Tabi ki bu onlardan nefret etmeme ve tiksinmeme mani değil. Bununla birlikte, ağlayan mümkünse bol çocuklu aileleri çeken bir paratoner olduğum düşünüldüğünde haksız olduğumu asla düşünmüyorum. Fakat yine de daha samimi ve daha yakın hissediyorum kendimi, sanki uzak akrabalarımmış gibi herkes. Ama havaalanında öyle mi? Kastettiğim öyle buyuk havaalanlarında değil üstelik. Ortalama insanların, yada daha doğrusu senin benim gibi insanların kendini olduğundan daha büyük bir yaratığa dönüştürme çabalarına zemin hazırlayan yerlerden birisi havaalanları. Üstelik her ne kadar ambalajı iyi dursa da hamamboceklerinin cirit attığı, dandik sandviçlerin fahiş fiyatlarla itelendiği ortalama yerler havaalanları. o zaman bu artistliğiniz kime diye sorardım ama çaprazımdaki kız baya baya iyi... O yüzden sormuyorum. Aslında fena da değil bu havalimanları doğrusu :)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder