Ey yavrum ey...
31 Ocak 2016 Pazar
30 Ocak 2016 Cumartesi
U Şeklinde Masada
Toplanmışlardı... U şeklinde bir masanın altında onlarca adam ve kadın... Toplatılmışlardı demek daha doğru. Birbirini tanıyanlar, tanımayanlardan daha az. Bir siluet gibi zihninde bazısı otekinin, seni nereden tanıyorum dercesine. Bazısı haklı, bazısı uyduruyor sadece. İçlerinden pek azı naif ve guleç, çoğu şupheci, bir kısmı mutsuzdu... İnsanların çoğu mutsuzdu ya zaten, ayrı mesele, çağın vebasına çözüm yoktu henüz. İçlerinde apaçıkça manyak olan da vardı, sapık olan da. Ancak bunlardan birinin anlaşılması için aylar, diğeri için yıllar vardı. Ahlak yargıları birbirinden başkacaydı. Biri tam 15 ay sonra farkına varacaktı bunun, kimininse 2 yıl vardı, biri ise asla farkına varmayacaktı. İkisi seviyordu birbirini, biri daha çok seviyordu, bir sevda klasiği işte... Bu gizli ilişkinin aydınlığa çıkmasına 7 ay, ayrılmalarına 8 ay, az sevenin sevgisinin tukenmesine 4 ay ve bir şehir, çok seveninkisinin ise 3 yıl 25 şehir 4 ülke vardı... Tabi buna tukenmek denirse... Aldatıldığına tesadüf ederek olumun kıyısından donmesine ise daha tam 365+[4x30+28] gün vardı. Ama o gün istisnasız herkes umutluydu. Ki umutlarının tukenmesinden ayrı bir yazıda bahsedeceğim uşenmezsem eğer. Hayaller vardı bir de unutmadan... Kimimin hayali gerçek, ayağı toprağa basarcasın, kimininki çocuksu, çocuk zihninde etten kemikten ama... Kimininkisi ise hayal tozu serpeştirilmiş popüler fantezilerdi... Toplum hayal etmeyi vesikaya bağlamıştı ve vatandaş haftalık hayal kuyruğuna girmek zorundaydı sanki. Bazılarının hayali ise hayal urunu değildi. Bir azim kıvılcımıydı sadece. Adına hayal denen hırslardı kuçuğunden, buyuğunden ve daha kuçuğunden... Kariyer safsataları, başarılı olma, megalomanca uste çıkma şehveti, salyalı güzel ve çok sayıda adam\kadın götürme azmi vs vs... Toplumun içinden sınavla sıyrılma, hayatı bir dereceden ibare görme çarpık zihniyetinin yetişkin birey yansımaları işte. Bunun için ki o masada oturan kadınların yüzde 75i kendisinden daha kariyerli olan birisiyle evlenecek, bunu sadece biri kendine itiraf edebilecek ve sadece biri hayatından bir miktar mutlu olabilecekti. Ki oda kendine itiraf eden olamayacaktı ne yazık ki. Erkekler de farklı değildi elbet. Dereceyi skora çevirip, birlikte oldukları kadınların skoruyla kendilerini tatmin edecek ve her ne kadar içlerinde bu skoru etrafıyla paylaşmayan sozum ona ahlaklı bireyler olsa da, bu onları daha farklı kılmayacaktı.
(....)
(....)
29 Ocak 2016 Cuma
Hak???
Ben haklı olmak istemiyorum arkadaş. Kim haklı olduğu yada daha iyi olduğu için kazanmış veyahut başarılı olmuş? Tamam, elbette kazananlar arasında iyi ve haklı olanlar var... Kabulum! Ama mesele bu değil, haklı oldukları için kazanmış değiller işte. Veya tam tersi... Haksız işte, gupegunduz... Apaçık, dosdoğru... Onlarca sıfatla pekiştirilircesine... Kotu ve haksız... Sen haklı olarak hukmen mağlup olsun, senin ayaklarına kapansın, af dilesin istiyorsun. Sanki lord olacaksın tapınanın var diye... Ki lordların da haklı olmaması muhtemeldir, neyse... Yada istiyorsun ki dünya tepki gostersin zulmedene... O zaman sana en klişesinden şöyle kallavi bir soru. Kim bu hayatta zulmedenler, edilgence onların amaçlarına araç edilenler? Dünya düzenini geçtim, ilkokulunu duşun en başta... Çocukluğunu falan... Tabi üzerinden çokça geçmediyse zaman. Tabi bu iş de yıl hesabıyla dönmüyor. Çocukluğunu oldurenlerle haksız olanlar genelde aynı. Bir de şımarıklar var ki onların çocukluktan değil olayı... Vesselam durum böyle... Ne diyordun... Buldum! Sen istiyorsun ki dünya onları ayıplasın, yaa tamam hadi geçtim dünyayı şu etrafımdaki 3-5 adam yapsın bunu. Yapmazlar abi, yapmazlar... Sen?!.. Hayır sen malsın, onların yerinde olsan sen yapardın. Biliyorum. Ama zaten sen işte bu yüzden mağlup bir haklısın. Mesele de bu ya hani... Çünkü düzen ister herkes, mutlu olmak isterler. Ya saf çocuksu mutluluk değil kastettiğim, hemen atlama. Onların isteği takılmak abi... Takılmak kelimesini düzgün okursan aldanırsın. Bir gozunu kırp, suratına zorlama bir tebessüm, hafiften yavşakça deyiver şimdi... Takılmak! Biz de yolumuzu buluyoruz abicim yavşaklığı yani... Bu kafayla gidersen sen yalnızsın abicim. Hayır bu kafayla gitmezsen de anlıyorum esler girecek hayatına. Akışında koptuğunda zamansız bir şelaleye kapılacak akabinde bir girdaba gireceksin. Yok kardeşim sadece biri kurtarmaz ne yazık ki... Üzgünüm, gelişi bu bize de... Ne diyorsun bağla artık dediğini duyar gibiyim. Duymazdan da gelmek pek mümkün değil... Boşver, sen anlamazsın!..
28 Ocak 2016 Perşembe
Zagor...
Hepimiz burada kendimizi tiradın sahibi Haluk Bilginer'in canlandırdığı karakterin yerine koyuyoruz. Bekir'in... Böyle bir sevgiye sahip olmayı, yada Uğur'un yerine koyup delicesine sevilmeyi arzu ediyoruz. Tamam çok sığ bir ifade oldu... Olsun! Yok arkadaş! Benim gözüm Zagor'da... Hikayenin kahramanı sadece ve sadece o. Diğer tüm karakterler onun rüzgarına kapılan figüranlar sadece. Megaloman değilim, aptalım sadece...
Öyle işte...
Bein' a dog
Bu kokuyu tarif edemem size.
Gördüğünden,
Duyduğundan daha gerçek...
Hele hele...
Dokunduğundan, çok daha fazlası...
Kokun... Anlatamam... Anlatamıyorum...
Sadece bir köpeğim...
Sadakat, tek gerçeğim!
Gördüğünden,
Duyduğundan daha gerçek...
Hele hele...
Dokunduğundan, çok daha fazlası...
Kokun... Anlatamam... Anlatamıyorum...
Sadece bir köpeğim...
Sadakat, tek gerçeğim!
27 Ocak 2016 Çarşamba
Afor(...)
Kalp kırmak adam öldürmek gibidir derdi. Hafifletici sebepleri vardır elbet ama asgarisinden muhabbet diye eklerdi. Hangimiz azizdik ki? Hiçbirimiz... Ama yine de öldürmedik, yine de kırmadık kalpleri... Kırdıysak da koparmadık. Koptuk, dağıldık... Toparlan(a)madık.
Bugünü unutma... Yarını hatırla... İnançsızlığın başlangıcı bugün. Şarkıların anlamsızlaştığı, paydasızlaştığı... Dünü hayal et... Değiştir hayatını.
Bugünü unutma... Yarını hatırla... İnançsızlığın başlangıcı bugün. Şarkıların anlamsızlaştığı, paydasızlaştığı... Dünü hayal et... Değiştir hayatını.
Elveda...
Yaptıkların için değil,
Değiştiğin için...
Dönüştüğün insandan tiksindiğim için,
Vazgeçiyorum senden...
Sevginden...
Güzel anılar zihnimde,
Mazide kaybolan senliğinle birlikte...
Gidiyorum!
Değiştiğin için...
Dönüştüğün insandan tiksindiğim için,
Vazgeçiyorum senden...
Sevginden...
Güzel anılar zihnimde,
Mazide kaybolan senliğinle birlikte...
Gidiyorum!
26 Ocak 2016 Salı
Günün Şarkısı...
Kimi kandırıyorsam... Benim sesim. Ama bir şarkıdan ziyade bir haykırış, bir tepki... Bir daha asla o anı yaşamak, o kadar dibe vurmak istemiyorum. Benden saçma sapan şiirler, ayrılık sözleri duymayacaksınız artık. Haketmiyor, hakedilmiyor... Birine daha bu şansı tattırmaya niyetim yok. Tüm sözlerim aldatılışla dolu olacak, aldatacağım sevdiklerimi. Üzeceğim kadınlarımı. Başka formülü yok çünkü hayatın. Katıksız ve beğenilmeye umarsız bu şarkı sözü bana dünümü hatırlatacak. Reddeceğim artık bana beni hatırlatanı. Neyse... Öyle işte. Hoşçakalın, beni unutmayın.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)