4 Eylül 2015 Cuma

Talih Üzerine


Bir bahtsızlık, kadersizlik durumu söz konusu. Orası çok net. Biraz bu bahtsızlığın nedenini sorgulamak lazım. Kader sadece ona inananlar -açıkça yada gizli gizli- için vardır, inanmayanlar için başka bir şey olsa gerek. Neyse, işimiz bununla değil. Mevzuumuz kotu bir talih nasıl hak edilir. Burada kastım, emsalsiz bir kötü şans değil. Çoğu insanın farkına bile varmayacağı bir bahtsızlık hali. Birilerini kırmak mı sebep olmuştur acaba? Eğer öyleyse, insanlığın kaderi -burada kastettiğim ilahi hali değil kaderin- bu diyebiliriz. Birilerinin canına kastetmek olabilir mi? Yok daha neler... Ortalama bir insan diyorum. Ee o halde? Farkında olarak, ama fark etmemeye çalışarak, gerçekten zor durumda olan bir mutsuzluğuna sebep olmak. Ve dahası aslında o kişinin aslında sadece kendine mutlu bir son hazırlamaya çalıştığı fark edemeyecek kadar kör olmak... Böyle bir şey olabilir mi? Bence olur.
Gerizekalı değilseniz burada kendi hikayemi anlattığımı anlamışsınızdır. Baştan ayağımdaki iskemleyi itmeyin. Elbette kötü bir adam değilim. Hem zaten kim kötü ki? Dönemsel ve çok eskide kalmış bir hikaye. Belki de en sık benim andığım... Öyle kaderci bir insan olmadığımı baştan söyleyeyim bubi arada. Ama mutsuzluğun yekpareliği bazen insanı için için böyle düşüncelere itiyor. Düşmek yani... Bir düşüncenin tam ortasına. Bunu sevdim işte. Çoğu zaman sadece düşünce düşünüyorum. Bir akışa kaptırmışken dalıp gidiveriyorum düşüncesizliğin mayıştırıcı yumuşaklığına.
Belli ki yazının amacı dışına çıkarak uzatmaları oynadığımı düşünüyorsunuz? Tabi ki düşmeden yapabiliyorsunuz bunu. O zaman herkese bir aferin benden. Hayır efendim! Öyle değil. Aksine... Bu yazıya sebep olan bir kaç satır var. Bugün tuvalet camına bakarken geldi aklıma bu. Tam gözlerimin içinde bu talihsizliğim masmavi kaynağını gördüm.
Bembeyaz bir golgeydi...
Hayatla, hayatsızlık arasında belirsiz.
Onu hayata bağlayan tek şey,
Gölgesini delen masmavi gozleriydi.
Bir de acılarına rağmen yüzünden silinmeyen alaycı ifadesiydi.
Çok mu hak ediyordu mutlu olmayı, bilmiyorum.
Ama böylesi mutsuz bir sonu?
Unutmadım eski dostum...
Unutmadım seni.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder