Seni anlıyorum aslında...
Anlayamadığım ben.
Ben Nazım'ı, Orhan Veli'yi aramışım içinde.
Bir sevda belgeseli filizlendirmişim yüreğimde.
Aradan yıllar geçmiş,
Kötü anılar bile hüzünlü aranan birer hatıra gibi yani...
Genelde de hep buruk bir sevinç hatırası,
İçimde...
Sana sandığın kadar kızmıyorum aslında,
Ve sandığından çok, hayal edemeyeceğin kadar çok,
Kızıyorum sana...
Hem hiçsin yüreğimde, hemse koca bir şehir, bir ülke...
Çıkmaz sokaklarımda sen.
Bulvarlarımda sen...
Deniz kokusunda, dalga sesinde,
Yakıcı güneşinde, bir rüzgar ıslığında...
Hep sen...
Umudun adı sen,
Kahredici umutsuzluğun, inançsızlığın,
Karanlık boşluğun adı sen...
Gün ve gece dert ortağı...
Gün yokluğunla başlıyor,
Gece yokluğunla birleşiyor...
Tan ve şafak ise rakı masası,
İki eski dostun...
Geceleri kabus görmüyorum.
Gördüğüm hep mutlu rüyalar...
Kabuslar uyandığımda buluyor beni.
Sabahları yatak ruhumu emiyor.
Uyu şimdi uyuyabilirsen.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder