4 Aralık 2015 Cuma

Medeniyet...

Medeniyim evet... Çağdaşım. Beynimin bazı kalıpları aşamadığı doğrudur ama genelde çağa direnene karşıdır kalıplarım. Bunu da bir övgü unsuru olarak söylemiyorum. Hakikaten muhafazakarlığı içime sindiremiyorum çoğu zaman. Bazı değerlerle büyüyor birey. Örneğin, yeri geldiğinde eşcinsellerin haklarını savunmak için bir mitinge katılsam da eşcinsel bir çift gördüğümde hala garipsiyorum. Sosyal olarak çağdaş, birey olarak zaman zaman geri kafalıyım yani... Türbanıyla eğitim görmek isteyenlere içimden karşı çıktığım oldu. Hep onların istemeyerek, yada isteseler dahi toplumsal bir koda sahip olmaları nedeniyle türbanlı olduklarını düşündüm. Sonra bu işin o kadar da kökünden çözülebilecek bir mesele olmadığını farkedip bireylerin hakkını savunması gerektiğini ve belki de benden daha fazla eşitliği hakettiklerini anladım... İnsan değişiyor yani... Ama öfke, nefret, hayal kırıklığı değişemiyor. Bazen sevdiğim, sevdiğimi düşündüğüm insanlara karşı kendi içimde öfke nöbetlerine tutuluyorum. Nefret biraz abartı, tahammülsüzlük denilebilir. Beni düşüncesizce kıranları affedebiliyorum, dönüyorum hayatıma... Ama bir yandan hiç affedemiyorum, en küçük yanlışları bile. Bunları kimseye hissettirmemeye çalışıyorum, sıkıntı vermemek için belki, belki de toplumdan izole olmamak için. Zarar gören de ben oluyorum sonucunda. Bilmiyorum... Ama... Ama... Unutamıyorum işte...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder