8 Kasım 2015 Pazar

Yalnız aşklar kıraathnaesi

Ben sevginin kesinlikle bir entelektüellik mevzusu olduğu kanaatindeyim. Neden öyle olmasın ki? İçimizde sinema bilgisi, edebiyat bilgisi, matematik vs yoktan peydah olmuyor da sevgi, aşk niye olsun? Tamam, kabul ediyorum biraz da yetenek var işin içinde, ama çoğunlukla emek var. Hal böyleyken, insan bu düşüncelerini de olgunlaştırmak, tartışmak istiyor. Ama öyle bir çevredeyim ki, ne mümkün bana eşlik edebilecek bir dost, bir arkadaş... Etrafımdaki insanların sığlığına şaşıyorum. Tamam biraz kendini beğenmişim bu konuda, onu da kabul ediyorum. Ama verdiğim onca emek varken bu kadarını da hakettiğimi düşünüyorum. Ama yalnızlaşıyorum bu ortamda. Paylaşmak, düşüncelerimi geliştirmek, yanlışlarımı görmek istiyorum.

Diyorum ki bir sosyal kulüp kuralım. Bir dernek de olabilir, tamam. Yada en kötü bir kıraathanede buluşup sevgiyi tartışalım demli çayın yanında. Yalnız benimkisi çok açık olsun, çarpıntı yapıyor sonra. Yalnız aşklar kıraathanesi... Güzel isim. Öyle kalpli filan şekilsiz bir yer değil bahsettiğim. Entelektüellik boşuna değil. Biraz sigara dumanı olmalı içeride ben içmesem de -arada bir fırt çekerim tamam-. Gizliden gizliye rakı da içilmeli. Devlet buna da ceza kesecek değil ya. Eski bir lokal gibi olmalı içerisi, nezih ama görmüş geçirmiş. Yıllar eskitmiş, ama çirkinleştirememiş. Direnebilmiş zamana... Bize örnek bir kapı duvar yani... Parayla değil, sohbetle ödenmeli kirası. Sobasında deneyip beğenmediklerimiz örtülü saman kağıtlar yanmalı.

Hadi, iş başına!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder