10 Kasım 2015 Salı

İlk Ayrılık...

Kitaplarımın arasına baktım biraz evvel. İçinde özel bir şey olduğunu bildiğim ama elimin gitmediği bir kitabın sayfalarını araladım. Kitap Burçak Çerezcioğlu'nun Mavi Saçlı Kız'ı. Hikayesini bilen bilir. Aktör Mehmet Çerezcioğlu'nun 1995 yılında 16 yaşındayken lösemiden ölen kızı Burçak'ın hikayesi. Zonguldak'ta belediye sinemasının yanına kurulan ve senelerce kitap satışı devam eden sergiden almıştım kitabı. 2007 yılının  yağmurlu bir yaz günüydü. O bahar ve yaz boyunca nasıl yağmurlar yağmıştı, nasıl rüzgarlar esmişti. Belki de içimdeki gençlik dolu, kasvetli hislerim bana öyle hissettirmişti bilemiyorum. Neyse, o kitabı aldığımı ve liman arkasına gittiğimi, kayalardan birine oturduğumu ve yağmur serpiştirirken kitabı okuduğumu hatırlıyorum. Daha sonra sevdiğim kızın gelişini. Ve sonu ayrılığa uzanan kopuşun ilk başlangıcını... Daha sonra herşey çok fena b*ka sardı... Pişman olduğum bir sürü şey. Üzdüğüm insanlar... Neyse, bu da ayrı bir hikaye.  O kitabı hiç bitiremedim. Bitirmeyi hiç istemedim. Sanki ben o kitabı hiç bitirmezsem, o kız kitabın sayfalarında kalacaktı ve asla ölmeyecekti. 16 yaşındaki o kızla, 17 yaşındaki ben hep arkadaş olarak kalacaktık. Farklı bir kızdı Burçak. Benim arkadaşım olmazdı muhtemelen yollarımız kesişse. Fakat o kitabın içindeki kızı arkadaşım bildim hep. Üstelik alelade bir arkadaş da değil. Bir sırdaş... O günün akşamında sevdiğim kızın balkonu altında gözlerim yaşlı beklerken yerde bir tarot kartı buldum. Beyaz saçlı, siyah pelerinli bir figür vardı kartın üzerinde. Adam nasıl da mutsuz eğmişti kafasını. Sırtını dönmüştü, yüzü yoktu yüzüme bakmaya... Benim de ona yoktu ya... Gerisinin önemi yoktu. İşte o tarot kartını ve yazdığım bir kaç satırı hiç kimseye ses etmeden sakladı Burçak. Biliyorum, başka bir kitapta olsa asla bugüne ulaşmazdı onlar. Teşekkürler Burçak, ölümünden 20 yıl sonra da yanımda olduğun için...

17 yaşımın karalamaları:

"Bir başağı yaşamak...
Buna rağmen zihnini karanlıklara gömebilmek
Kalbini tek pusulan, tek dayanağın yapabilmek
-
Tüm yıldızlara ihanet ederek,
Bir ikizler sevebilmek...
Dokunacağını bile bile şarap içmek gibi
Sarhoşluğun unutkanlığıyla...
Ama ayıldığında dahi dinmeyecek cesaretiyle,
Pişmanlığı diyarlarından kapı dışarı ederek
-
Yükselenine tutunmak çaresizce...
Bir kovayı yaşatabilmek yüreğinde,
Onu, kendin yani sen yapabilmek...
-
Doğduğun tarihe lanet etmemek,
Belki edememek...
Bir zafer günü olduğu için...
Senin için, benim için,
Başkası için değil,
Sadece kendi zaferimiz için...
İmkansızlıklara bürünmüş bir zaman içerisinden
Mucizeyi çıkartabileceği....
                                ....Çıkartacağı için!
-
Artık inamamak saniyenin delirten takırtılarına
Ne doğduğun güne
Ne de "yanlış zamanda sevgi" lakırtılarına
Çünkü sevginin zamanı, yanlışı olmaz...
Olamaz!!!
Doğduğun günün....
Zamanın sorumluluğu ve kader
Yıkılamaz omuzlarına... Omuzlarıma...
Çünkü yaşam ellerde... Herşey ellerde...
Kader de öyle... Sevgine sahip çıkmak da öyle...
-
Eğer duymak istiyorsan pişmanlığımı...
Pişmanın! Hem de çok...
Sen ve uğruna yaptıklarım için değil
Yapmadıklarım, yapamadıklarım için...
Hayatı ertelediğim için...
Seni daha erken tanımadığım için mesela
(Her günü bile benim için bir sancı)
Yahut istemeden de olsa seni üzdüğüm için...
Çok pişmanım... Çok!
-
Çünkü ılık bir yağmurda sırılsıklam olmak gibi,
Seni sevmek... Bir yaz günü
Ve tüm yaz yağmurlarına inat,
İnanmıyorsan... inan!
İnan masallara, kahramanlara...
Masal kahramanına...
Ve tüm zorlukları aşacağımıza...
Bak göklere, inanmıyorsan...
Tüm elmalar senin için,
Senin için tüm çiçekler.
Ve hiç bitmeyen sevgim,
Senin için!"

---------

Fallara inanmayan biri olarak sanırım tarot kartının etkisinde kalmışım. Ve diğer kağıt parçasında yazılı olanlar:

"İki gündür sessiz bir geceye asılı kalbim,
Yokluğunda....
Gün dedimse, aldanma!
Gündüz olmadan geçmiyor zaman
Güneşi görmeden terketmez ya geceyi gözü yaşlı dolunay
Güneşimi göremeden geçen sadece saatler,
Geçen sadece ömür... Hayat değil, anılar!
Unutulmayan da, acı veren de onlar!
Gecemde gözüm sadece dolunay yansıyan yollarda
Sana varmak için aştığım (?okuyamadım) yollarda
Yüreğim sadece varacağını sanan bir sarhoş
Belki bir ayyaş gibi yaşayan gönlümün
Umurumda sadece sana ulaşan yollar
Şu an ben yokum, sadece sen varsın
Karanlık gecem de sen, bitmeyen kederim de.
Düşüncem de
Sen!... Tükenmeyen, kaybolmayan, silinmeyen!
Bir iz sen..."

Çok daha güzellerini yazdığımı itiraf etmeliyim, ama varsın geriye bunlar kalsın... Ne önemi var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder