31 Ağustos 2015 Pazartesi

Yazacak bir şeyinin olmaması hakkında

Bazen insan hiç durmadan yazmak ister. Aklındaki fikirlerden hangisini öne alması gerektiğini düşünür, panikler. Hayat birbirinin peşine takılan kelimelerden ibarettir yalnız. Ağzından çıkan ses değil, sözdür.  Heyecan, umut yada hayal kırıklığı... Basit filmler, ucuz şarkı sözleri ilhamın oluverir. Hayatında çözülmeyi bekleyen düğümler olmasına gerek yoktur. Sıradan bir gün bile yeterlidir. Fakat bazen hayatın koca bir düğüme dönüşüverir. Bir kara delik bedenini senden uzağa götürür. İşte bu zamanlarda tıkanıverirsin zamansız. Çözme iştahın, hararetin yerini anlamsız bir durgunluğa bırakır. Durgunlukta dinlenemez, büsbütün yorulursun. Bir akıntı umarsın kaderden. Başka bir sabaha uyanmayı yada... Ancak gün daha yeni kararmıştır, önünde uzun bir gece... İşin fenası yarın güneşin doğacağının da farkındasındır. Ama bu farkındalığı dahi tınlamaz içindeki sıkılgan ve şımarık çocuk. Bataklıkta olduğunu bile bile hareket etmek istersin. Çünkü hareketsizlik büsbütün tansiyonunu fırlatır. O an hareketsiz kalsan beynin biraz sonra patlayacak bir düdüklü tencere gibi için için fokurdar. Saçlarının çekildiğini hissedersin, yada içinde bir şeylerin geri dönülemeyecek kadar değiştiğini... Bir hastalık bulaşır ruhundan bedenine. Tanısı kesin, tedavisi imkansız. O zaman yapabileceğin tek şey "yazamamak"tır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder